Ana SayfaBen YAĞMUR › Sepet Sepet Yumurta, Sakın Beni Unutma

Sepet Sepet Yumurta, Sakın Beni Unutma

İnsanlık var olduğundan bu yana kendisine uygun en doğru haberleşme yöntemini aradı durdu.

En uzun süre kullandığı ve en çok sevip bağlandığı iletişim aracı ise mektup oldu. Zamanın şartlarına göre kah koşarak, kah bir güvercinin ayağında, kah at üstünde büyük itina ile taşıdı onu.

Mektubu taşıyanlar da toplumda sevilen bir statüye kavuşuverdiler.

Onlara kimi zaman tatar, ulak, çapar dedik kimi zaman da postacı. Son yüzyılda ise emrine motorlu vasıtaları, trenleri hatta uçakları dahi verdik.Mektuptan başka örgütlü hiçbir iletişim aracımız olmadı yüzyıllarca. Her türlü zorluğa rağmen mektup adresine ulaştı. Gönderilen her mektup sevgi taşıdı. Umut götürdü. Hasret giderdi. Zaman zaman da acı, ıstırap ve hüzün dağıttı. Doksanların başına kadar mektup en önemli haberleşme aracı oldu. Mektuplarla sevindik, ağladık, hüzünlendik, bayramlaştık. “Cansız fotoğraflarımızla en içten sevgilerimizi koyardık zarfların içine. Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpülürdü. Şu satırlar hangimize yabancıdır ki…

Sevgili (kıymetli, muhterem, değerli) babacığım (amca, teyze, hala vb. ama mutlaka sonunda -çiğim eki). Nasılsın iyi misin, iyi ve sıhhatli olmanı bizleri yaratan yüce Mevlâ dan  diler, üzerime farz olan selamımı gönderirim. Sen de bizi soracak olursan biz de iyiyiz…

(Mektubun bu kısmından sonra verilecek haberler yazılır. Düğün, ölüm, hastalık, tebrik ya da başka bir haber. Sonrasında da bitiş kısmı başlar.) Mektubuma son verirken tekrar selam eder büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim. Anne ve babama da selam eder gözlerinizden öper (Selam kısmı ailenin nüfusuna göre değişir. Tek tek isimler yazılarak büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öpülür). İsim ve imzadan sonra da bir mani eklenir: Sepet sepet yumurta, sakın beni unutma. Unutursan küserim, mektubumu keserim…

Asker mektupları oturma odasının kapısına asılırdı, özenle saklanan mektup, oğul askerden geldiğinde yine kendisine teslim edilirdi. Sevgili mektuplarına en güzel kokular sürülür ömür boyu saklanırdı. Kötü haber getiren mektuplar ise duyulan acının bir daha yaşanmaması için hemen okunduktan sonra yakılırdı. Yolu gözlenirdi mektubun, getirene de yazana da hayır dua edilir, ellerine küçük hediyeler verilirdi..

Her mektup bir haber, her haber bir duyguydu.

Mektupların üzerindeki pullar o ülkenin kültürünü yansıtırdı. Kısaca hayatın bir parçasıydı; üzerine pul yapıştırılmış bu kâğıtlar.    Ayrı bir heyecanı vardı, mektup yazılacak kâğıt özenle seçilirdi. Üzeri motifli renkli oldu mu bir başka keyif verirdi. Duygular içerisine bir şair edasıyla dökülür en sonuna da dileklerle bitirilirdi.    Âşıklar birde ucunu yakardı. Adına şarkılar bile yapılmıştı. ‘’Yine yakmış yar mektubun ucunu, askerlikte hasret çekmek zor diyor’ El yazısıyla özenle yazılan mektuplar bir hafta sonra ulaşır biraz gecikti mi telaşa kapılırdık. Kapımızın önünden geçen postacıyı göz hapsine alır acaba bana mı getiriyor diye takiplerdik. Başka bir heyecandı mektup yazmak kadar, postacı yolu da beklemek.

Mektup ve posta kartı almak, bayramlarda yeni yıllarda kurulan posta kart sergilerinden günün anlam ve önemine uygun kartlar seçmek  çok gerilerde kaldı. Artık posta kart koleksiyonculuğu da yapılmıyor.

Bayram ve özel günlerde elektronik adreslerle mail üzerinden kartlar yollanıyor. Ya da cep telefonuyla mesaj çekiliyor. Elektronik bir mesaj bulunuyor otomatik olarak ne kadar arkadaşın dostun varsa toplu halde tek bir tuşla gönderiliyor. Ne duygu var ne o giden kişiye özel bir ifade. Anlam olarak ta ne kalıyorsa.

Eğer ortak arkadaşınızsa bir bakıyorsunuz az önce sizin yolladığınız mesaj tekrar size dönmüş. Bazen aynı mesajı yollarken yollayan kişinin adını silmeyi unutanlar oluyor. Kendi adınızla dahi mesajın size döndüğü oluyor. Komik komik olduğu kadarda acı bir durum.

Sokak aralarına kurulan kart postalcıları gezmek yerine, sanal siteler üzerinde bayram mesajları bölümleri ya da elektronik sanal kart sitelerini geziyor olduk.

“Beyaz bir güvercin gönderiyorum sana, kanatlarında mutluluk, yüreğinde sevgi ve şefkat, kar beyaz tüylerinde sağlık ve gagasında ‘iyi bayramlar’ Yüzlerce kişi ayni kopya paste mesajla bayram kutluyor. Dostunuza ayıracağınız 20 saniyeyle mesajınız kişiye ulaşıyor.

Ne yollayanı tam memnun ediyor, nede alan kişiyi.

Oysaki özenle seçilmiş bir kartın kâğıt kokusunu hissederek, özenerek yazdığınız cümleler, yolladığınız kişiye hissettiğiniz duygular, özlemler kartın hazırlanılmasında ki heyecan bu mekanik şeylerle mümkün değil.

Postacılar da bize küstü, artık sokak aralarında çocukların bağırarak söyledikleri şarkılarda yok. ‘’Bak postacı geliyor, selam veriyor. Her kes ona bakıyor merak ediyor’’ Telefonumuzun bip bip bip sesine odaklanır olduk.

‘’Aaaa mesajım gelmiş’’ Yumurtalar samanlı sepetlerden çıkıp karton kutulara yerleştirildiğinden bu yana, mektup yazmayı da unuttuk… Sepet sepet yumurta, ,sakın mektup yazmayı unutma.

Nur GÜDÜCÜ- 1995