Ana SayfaZümrüt AVCISI › Rumların Gizli Hazinesi

Rumların Gizli Hazinesi

13 aralık pazar kış olmasına rağmen yazdan kalma güzel bir gün. penceremin önüne ne zaman bir çift kumru konsa, hemen heyecanlanıyorum çünkü muhakkak güzel bir şeyler olacak demektir.yavaşca pencereyi araladım ve bir küçük parça ekmek koydum.hemencecik karşı ağaca kaçtılar.hadi çifte kumrular nazlanmayın işte ben çıkıyorum, diyemeden telefon çaldı,hayırdır inşallah ,arayan eski bir dost çoktandır görmemiştim. abi seni bir hemşerinle tanıştıracağım allah allah kimmiş benim hemşerim , abi bir ihtiyar işte ne soruyorsun diye cevapladı ,ihtiyarmı evet asla retdedemem ,nereye geleyim kardeşim diye sordum. velhasıl bağcılar,da buluştuk ve beraberce bizim ihtiyarın yolunu tuttuk. ara sokaklardan bir müddet yürüdükten sonra küçük bakımsız bir gecekondunun önünde durduk.bizimki işte burası abi dedi. zile bastık. kapıyı koltuk değneklerine yaslanmış beyaz nur yüzlü tontonmu tonton.oldukca yaşlı bir ihtiyar açtı.bayılırım böyle ihtiyarlara, hemen elini öptüm. çok ihtiyarla konuştum ama böyle şekerinide hiç görmemiştim. hemen sordum amca kaç yasındasın diye 94 deyince şaşırdım 41 kere masallah. allah nazardan saklasın.dedim gülümsedi,birden aklımdan geçti acaba bende bu kadar yaşayabilirmiyim diye düşündüm….. tekrar sordum biz hemşeri imişiz öylemi dedim. bu sefer o sordu sen nerelisin diye giresunluyum amca dedim. tekrar peki kimlerdensin. amca tanımazsın ya diye cevap verdim gene gülümseyerek bilirim bilirim dedi. söyleyincede dedemi sordu öldü amca dedim üzüldü, tuafdı.peki büyük dedeni tanırmısın,amca nerden tanıyayım.sadece mezar taşlarından tanıyorum dedim. bak evlat bize çengeloğulları derler. hiç duydunmu dedi vallahi amca yabancı da, değil ama duydum desem yalan söylerim dedim. bak evlat benim dedem, senin dedenin kahyası idi, dedi bu sefer bak gördünmü az kalsın akraba bile çıkacaktık dedim. gülümseyerek bak buda allahın bir lutfu sizin sülaleden birisinin geleceği hiç aklıma gelmemişti. diye cevap verdi. e amca peki mesele nedir sana nasıl yardım edebilirim.diye sordum. bak evladım benim söyleyeceklerimi iyi dinle.diye söze başladı uslubu konuşması tam bir osmanlı idi., 1922 nin başlarında memleket işgalde iken. bir kısım pontus rumları azmıştı.onların peşindede osman ağa vardı. (milli mücadele kahramanlarından yarbay osman feridunzade)namı diğer topal osman ağa. bizim köyümüzde çok zengin rumlar otururdu. babamla rumlar çok iyi dosttu. bir akşam üstü kapı çalındı bizim köyün 4 zengin rumu, kapıda idi babam onları içeri aldı. dört zengin rum babama osman ağanın geldiğini ve bicanoğlu çetesini aradığını söyledi o gece babama yalvardılar.ve babama kendilerini saklamalarını söylediler babam çok merhametli idi o gece 4 rumu sakladı. sabah olduğunda artık biz buralarda kalamayız çoluk çocuk gideceğiz dediler. ama sanada bir can borcumuz var., ekmeğini yedik misafirin olduk. dediler babamda madem gidiyorsunuz bize bir torba mısır bırakın dedi. babamı dışarı çağırdılar annem hasta idi annem hasta olduğundan babam dışarı çıkamadı beni gönderdi ben cocuk dum dışarı çıktık ormana doğru yürüdük bir noktaya gelince, yerdeki toprağı kürekle sıyırdı. ve demir bir kapak kaldırdı. aşağıya inen demir merdivenler vardı.beni kapağın başına getirerek içeriye bak dediler. içeride büyük tahdadan yapılmış bir tekne var idi içide mısır dolu idi , bir köşede ise yığılı altın paralar bir tarafda makenizması alınmış mavzer tüfekler bir tarafdada gümüş eşyalar var idi bana iyi bak burayı belle sakın unutma dediler.rumun bir taneside bu çocuğa bir torbada altın verelim dedi ben babam kızar diye illede mısır isterim diye tutturdum. peki dediler ikinci torbayada mısır doldurdular ve kapağı tekrar kapattılar. torbaları omuzladılar bir taneside beni omuzuna aldı. ve bizim eve tekrar beni geri getirdiler.babama da bak çengeloğlu oğluna yeri gösterdik başın sıkıştıkca ordan al bütün malımız mülkümüz sana emanet dediler.rahmetli babam hiç ordan para almadı bende 70 senedir istanbuldayım. ve bu yeri hiç kimseye söylemedim. ben bu kışı çıkarabilirmiyim bilmiyorum gel bu emaneti sana bırakayım ama bir şartla eğer ölmezde mayıs ayına kadar yaşarsam beraber gidelim yok eğer ölürsem sen gidersin dedi. şaşırdım amca bu parayı belki bulmuşlardır dedim.yok duruyor dedi. çok kesin konuştu anladımki bizim ihtiyar aynı zamanda ilim sahibi.açıksa söylemek gerekirse üzüldümmü sevindimmi , bende anlayamadım. biraz hüzünlü biraz buruk olarak oradan ayrıldım. insanın on kuruş için birbirini doğradığı. bir dünyada böyle insanların hala mevcut olması mutluluk verici bir olay. sizlere her zamanki gibi güzel bir hikaye anlattım. ama neyazıkki bu sefer masal diyemiyeceğim yeni anlatımlarda buluşmak üzere hoşcakalın sevgi ve saygılarımla ZÜMRÜT AVCISI