Home › Category Archives › Ben YAĞMUR

Bir zamanlar Oyuncaklarımız Vardı

Bazı oyuncaklar, dünyanın her yanında çocukların sevgilisi olmayı sürdürüyorlar. Peki, oyuncaklar çocuksuluğunu yitirdi mi?

Çocukluğumuzda oyuncaklarımızı annemiz babamız, çoğunlukla da büyük babalarımız hazırlardı. Genellikle de büyükler çocuklar için kendi hayallerindeki oyuncağı yaparlardı. Babadan oğla kadar geçiş yapan bu oyuncakların eskimeyen bir yanı vardı.Topaç, Çember… Ve tabii ki bez bebekler. İki tahta arasında zıplayan cambazlar. Altına bilyelerin takıldığı, uzun sapından tutup bir ayağımızı koyup diğeriyle de ittirdiğimiz şimdikilerin kay kay dediği tahta oyuncaklarımız. Kızaklarımız ve rengârenk uçurtmalarımız. Continue reading »

Ya Sizin Mahalleniz?

Arnavut kaldırımlı, bir pencereden diğer pencereye uzanan asılı rengarenk çivit mavili çamaşırlı mahalleleri yerine farklı mahallelerde varmış.

Bu farklı mahallelerde oturanların kafaları biraz karışıkmış.

Birinci mahallede ” EVET AMA ” lar yaşıyormuş. Bunlar her zaman ne yapılması gerektiğini bildiklerini düşünürlermiş. Yapma zamanı geldiğinde ise ” Evet ama ” diye yanıtlarlarmış.

Yanıtları hep yanlış olurmuş.Suçu başkasına atmakta ustaymışlar…

İkinci mahallede ” YAPACAĞIM ” lar yaşarmış. Continue reading »

Sepet Sepet Yumurta, Sakın Beni Unutma

İnsanlık var olduğundan bu yana kendisine uygun en doğru haberleşme yöntemini aradı durdu.

En uzun süre kullandığı ve en çok sevip bağlandığı iletişim aracı ise mektup oldu. Zamanın şartlarına göre kah koşarak, kah bir güvercinin ayağında, kah at üstünde büyük itina ile taşıdı onu.

Mektubu taşıyanlar da toplumda sevilen bir statüye kavuşuverdiler.

Onlara kimi zaman tatar, ulak, çapar dedik kimi zaman da postacı. Son yüzyılda ise emrine motorlu vasıtaları, trenleri hatta uçakları dahi verdik. Continue reading »

Hayat Kapılarla Doludur

Hayat kapılarla doludur ve sıra sıra kapılar vardır…
Yaşamın ne kadar erken bir döneminde doğru kapıdan içeri girersek o kadar anlamlı olur.

Evimizin kapısı, işimizin kapısı, okulun kapısı, meclisin kapısı, caminin kapısı,
Dost kapısı, gönül kapısı, yürek kapısı. Açık kapı, kapalı kapı, kırık kapı…

Kiminden girmeyi bile aklımızdan geçirmediğimiz. Kimine davet edilmeden girmediğimiz.

Hep kapılardan gireriz, hep kapıları kapatırız başka bir yere gittiğimiz zaman. Kimi zaman açık bırakırız, kimi zaman da gittiğimiz yerdeki kapıları açık bulmak isteriz.
Kapalı kapılar, merak cezp uyandırır, sonrada açtığımıza pişman eder… Continue reading »