Halk ellerinde ki ay yıldızlı al bayrağımızla '' Anamızıda aldık geldik '' diye bağırıyorlardı. '' Yeter bu zulüm, ordumuzun üzerinden elinizi ÇEKİN! '' Evler aranıyor, suç teşkil edecek deliller (!) tutanaklara geçiriliyor. Akşam TV' de Ajanstan haber geçiyor. Üstelik bu haberler basından önce devletin A.A sinda.. '' Başbakan Erdoğan; efendim duyum aldık, demişler, yazmışlar, söylemişler, mişler, muşlar. Bizde elimizden geleni yapıyor soruşturuyoruz'' Yani, varsayımlar üzerine, ne üdüğü belirsiz, imtiyaz sahibi dış kaynaklı göstermelik yandaş bir gazetenin manşetine geçirdiği absurt haberler suç duyurusu teşkil ediyor, araştırmaya yöneliniyor! Yıllar önce Ordumuzun başında olup, şerefle mesleğini içra ettikten sonra, emekliliğini hak edip, şimdilerde terliğini ayağına geçirip TV karşısında zaping yapıp, hatta uyuklayan adamcağızlar dürtükleniyor. Parmak göze sokularak '' Nenneeee.. Sizi gidi gidiler demek darbe yapacaktınız'' Yani '' Yapacaktınız '' '' Tınız bir varsayım'' Delil aranıyor, soruşturuluyor ortada bir şey yok.. 12 Eylül darbesi ABD yardım etmeseydi öyle kolayca olabilir miydi? ABD şimdi Türkiye' de darbe olsun ister mi? Onların istediği böyle birbirimizi yeyelim, ortalık karışsın. Zaten bunun içinde bir çok imkanı getirip önümüze koyuyorlar. Arkamızdan da sessizce izliyorlar. Sanki her şeyden bi haberler! Çünkü her çöküş onları biraz daha sona yaklaştırıyor. Bir ülkede darbe yapmak o kadar kolay mı? Yüzlerce TV kanalı var, yüzlerce birim var 12 Eylül' de ki hangi şartlar günümüzde mevcutta, ele geçirilsin. Hayale dayanır bir senaryo üzerinde, varsayımlara göre, aydınlarımız göz altına alınıyor! Ordu zarar görüyor! Türk halkı zarar görüyor! Bebe katilleri 1 saat te sorgulanıp, ülkeye giriş yaptırılıyor, Terörle mücadele etmiş insanlar, aydınlar yıllarca içeride mahkemeyi bekliyor! Ordu demokrasi işlesin diye sabırla bekliyor, bekliyor, bekliyor... .....
Yazarların gazetelerin yazdıklarıyla soruşturmalar açılıyormuş. Efendim; suç duyurusuymuş. Bazı gazete yazar ve haberlerin suç duyurusu kabul edildiği ama her nedense görülen ve yaşananları ortaya döken bazı gazete köşeleri de gazete patronlarına şikayet ediliyor! Tarafçılık, yandaşcılık , açık arayla orta da? Kendi gazeteleriniz yetmiyorda, köşelerimizden yer istiyorsunuz? Boş bırakalım, buralarıda siz doldurun. Hiç bir gazeteci Millet Vekili kadar ücret almıyor. Zaten ülke işsizlikten kırılıyor, ekmeğimizde de mi gözünüz var ? Dokuzunçu köyden kovulanlar onuncu köyü zorlarmış. Kalemiyle ekmeğini kazananlarda onu yapar. '' Gazete patronları, köşe yazarlarına söz geçirmeliymiş '' Gazetecilik öyle değil, Sayın Başbakan. Yandaş gazetelerinizde ki gibi, bazı isimlere yüklü meblalar verilip, istenilen haber yazdırılmıyor. Etik gazeteci, gördüğünü, isbat ettiğini yazar. Hayale dayanır bir şeyi yakıştırmaz. Onun adı gazetecilik olmaz! Sizin gazetecileriniz gibi '' Gastaci'' olur!
Yazılanlar çizilenler suç duyurusuymuş ya; Ben bir şey yazmayacağım, sadece Başbakan' ın şimdiye kadar sarfettiği sözleri hatırlatacağım..
— Demokrasi amaç değil araçtır. Amacımıza ulaşana kadar demokrasiye bağlıyız. — Demokrasi bir tramvaydır. İstediğimiz durağa geldiğimizde ineriz. — Yolumuzun üzerine bir inek oturmuş. Yolumuzu kapatıyor, menzilimize ulaşmamızı engelliyor. İneği yolumuzdan önce lafla usul usul sonra evvel Allah sizlerin yardımıyla artık nasıl olursa, nasıl denk gelirse kaldıracağız. — Elhamdülillah şeriatçıyız. — Ata’ya saygı duruşunda sap gibi durmaya gerek yok. — Her 10 Kasım’da yaygara koparılıyor. — İçki yasaklansın. — İstanbul’u Medine yapacağız. — Bütün okullar imam hatip yapılacak. — Ben İstanbul’un imamıyım. — Mayo reklâmları şehvet sömürüsüdür. — Milli Piyango zulümdür. — Taksim’deki caminin temelini inşallah atacağız. — Cumhurbaşkanı’nın imam hatipli olacağı günler yakındır. — Türkiye kendine din olarak Kemalizm almış. Hiçbir dine hayat hakkı tanımayarak bunlar zorla dikte ettirilmiş. — Hem laik hem Müslüman olunmaz. — Referansımız İslam dır. — Sen ne mutlu Türküm diyene dersen, onun da ne mutlu Kürdüm deme hakkı vardır. — 1.5 milyarlık İslam âlemi Müslüman milletimizin ayağa kalkmasını bekliyor. Kalkacağız. Bu ayaklanma başlayacak, ışık göründü. Allah’ın izniyle kıyam başlayacak. — Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir lafı koca bir yalandır. Egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır. — Anayasayı sarhoşlar hazırladı. — Yahu bu milletin bütünlüğü ne mutlu Türküm ifadesiyle sağlanır mı? Osmanlı 30’u aşkın etnik grubu ümmet düşüncesiyle bir arada tuttu. Biz de öyle yapacağız. — Bir tutturmuşlar, laiklik elden gidiyor diye. Millet isterse gidecek be. — Sonra nedir şu laiklik Allah aşkına. Ne menet bir şey? — Sayın Öcalan düşüncelerinin değil aldığı kellelerin hesabını veriyor. — Türkiye’yi pazarlıyorum. Benim için verilecek para önemlidir. Her şeyi pazarlar satarım, parayı veren düdüğü çalar. — Türkiye’de Kürt sorunu vardır. Bunu Türkiyelilikle çözeriz. Türkiyelilik her vatandaşın üst kimliği olmalı. Türk kavramını alt kimlik olarak değerlendirebiliriz. İsteyen varsa yine Türküm diyebilir. — Sana mı kaldı türban konusunda karar vermek? Bu ulemanın işidir. (AİHM’ ye) __ Efendi sen kim oluyorsun, buna mecelle (şeriat hukuku) karar verir. (Danıştay’a) __ ABD’de özgürlük anlayışı var, ama benim ülkemde yok. (Amerika konuşması) __ Burası (kafası) basmıyor. Hayatında iki koyun gütmediği için kavrayamıyor. (YÖK Başkanına) __ Sanki maçta gibi bağırıyorlar. (Türkiye laiktir diyenlere) __ Askerliğe; yan gelip yatma yeri, oğulcuğun koca gemisine ‘’ Gemicik’’ çiftçiye ‘’ Ananı da al git’’
size katılıyorum. aynı zamanda ordunun da içine kadar girdiler. mesela kıymetli ve vatansever yapay makina tarafından atıldığını deniz baykal bey ısrarla belirtmesine rağmen masum dursun çiçek beyin ıslak imzası için jandrama kriminal bile evet ona aittir dedi. demek ki jandarmada tayyipçi olmuş. allah sonumuzu hayretsin.